Masal Annesi En Güzel masallar yeni masallar

Çocuklar için masallar Yeni Hikayeler

Hamile kadınların kullandığı parfüm ve kokulu kremlerin erkek çocuklarında kısırlığa neden olabileceğin belirlendi. İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi tarafından fareler üzerinde yapılan araştırmada, hamileliğin 8 ile 12’nci haftaları arasındaki dönemde, çocuğun gelecekteki üretkenlik problemlerinin belirlendiği ortaya çıktı.

Hormonlara blok
Bazı kozmetik ve ev tekstil ürünleri ile plastiklerde bulunan bazı kimyasal maddelerin, “erkeklik hormonu” olarak da bilinen testosteronun da dahil olduğu “androjen” hormonlarını bloke edebildiği tespit edildi. Androjen hormonları bloke edilen farelerin kısırlık sorunu yaşadığı görüldü.
Araştırma grubunun başkanı Profesör Richard Sharpe, hamilelere seslenerek, “Kozmetiklerde bulunan kimyasallara maruz kalmaktan kaçınmanızı tavsiye ediyoruz. Vücudunuza sürdüğünüz herhangi bir şey gelişmekte olan bebeğinize ulaşabilir” dedi.

Çocuğunuzu kendinize düşman etmek istemiyorsanız, bir başarısızlığından sonra “Ben sana demedim mi?” demeyin.

- Çocuğunuza emir vermeyin. Ondan isteyin.
- Haksızlığa uğradığınız bir yerde, hakkınızı arayış biçiminize çocuğunuzun tanık olmasını sağlayın. Ona  kavga etmeden ve bağırmadan haksızlıklara karşı çıkmanın mümkün olduğunu gösterin.
- Çocuğunuzu dinlerken, mutlaka yüzüne bakın ve onunla göz ilişkisi içinde olun. Kendisine önem verildiğini hissedecektir.
- Çocuğunuzla iddialaşmayın. Yumuşak bir ses tonuyla “Ben böyle düşünüyorum” deyin ve susun. Dediğinizi kabul etme ihtimali artar. ( Hemen değilse bile bir süre sonra )
“Ne” söylediğinizden çok daha önemli olan “Nasıl” söylediğinizdir. İlişkiniz istemediğiniz gibi gelişiyorsa, ifadenizi ve beden dilinizi kontrol edin.
- İletişim kişiye değil, kişiyle yapılır. Siz konuşurken çocuğunuz susup dinliyorsa boşa konuşuyorsunuz demektir. Kimse duymak istemeyen biri kadar sağır değildir.
- Çocuğunuza, düşünce ve duygularını ifade etme fırsatı verin ve cevap veriyor diye ona kızmayın.
- Çocuğunuza doğru bilgi verin.
“Nasıl olsa anlamaz”, “Bunu onun iyiliği için yapıyorum” gibi gerekçelerin arkasına sığınmayın. Kaybolan güven geri gelmez.
- Çocuklarla anlaşmanın en iyi yolu, onlara iyi niyetle yaklaşmaktır.
- Çocuğunuzla aranızdaki duygusal çatışma, istemediğiniz boyutlara varıyorsa,
“Kimin haklı olduğunu” düşünmek yerine, varmak istediğiniz amacı düşünün ve davranışınızı gözden geçirin.
- Çocuğunuzun yaptığı bir şeyden hoşlandığınızda, bunu sebebiyle belirtin. Böylece “otomatik” teşekkür yerine, insanları mutlu eden “özel teşekkür” geçebilirsiniz.
- Bir tartışma sırasında asla birkaç sorunu birlikte çözmeye çalışmayın. Sorunları teker teker ele alın.
- Gazeteden okuduğunuz bir haberi, çocuğunuz size tekrar okusa da onu ilgiyle dinleyin. Böylece ortak bir duygu paylaşmış olursunuz.
- Çocuğunuzun ilgilendiği konulardan, hobilerden zevk almaya çalışın. İyi arkadaşlık, paylaşılan ortak heyecanlarla gerçekleşir.
- Çocuklarınızı hayatındaki özel günlerinde ( okul mezuniyeti, spor başarısı vs. ) yalnız bırakmayın.
- Çocuğunuza söz verdiyseniz mutlaka sözünüzü yerine getirin. Yapmayacağınız şeyi asla vaat etmeyin.
- Çocuğunuza verdiğiniz ve kulak asmadığını düşündüğünüz bir öğüdün onu nasıl etkilediğini bilmek istiyorsanız, kardeşine verdiği öğütleri dinleyin
- Kardeşlerin yüzleri benziyor diye kişiliklerinin de benzemesi gerekmez. Kardeşleri birbirine düşman etmenin en kestirme yolu, onları birbirine örnek gösterip, olumsuz yargıda bulunmaktır.
- Kardeşi ile olan sorununa hemen müdahale etmeyin. Çözebilmelerine veya çözemiyorlarsa çatışmalarına sabır gösterin. İkisi de bir şeyler öğrenecektir.
Çatışma çocukların birbirine zarar vermeye başladığı tehlikeli boyuta ulaştığında sağlıklı bir şekilde müdahale edin.
- Kardeşler arasındaki çatışmada dikkatinizi hemen sorun çıkarana yöneltmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenin.
- Çocuğunuzun olumlu veya olumsuz olarak gördüğünüz bir davranışı karşısında siz Ben Dili nizi kullanın.
- Ben dili; kişinin o anda karşılaştığı durum veya davranış karşısında, kişisel tepkisini duygu ve düşüncelerle açıklayan bir ifade tarzıdır. Örneğin;
Anne işten eve yorgun gelmiş koltukta dinleniyor. Çocuk oyuncakları ile gürültü çıkararak evi dolaşıyor. Burada annenin
Sen Dili mesajı şu olur:
“Ali! Kes şu gürültüyü, sana yapma demedim mi?”
“Ben Dili” mesajı şöyledir:
İşten yeni geldim ve çok yorgunum. Oyuncakların ile gürültü yaptığın zaman müthiş başım ağrıyor, çok da sinirleniyorum.
Bir başka örnek; Çocuk sokakta oynadı ve koşarak eve girdi. Burada annenin  “Sen Dili” mesajı şöyle olur:
“Çabuk dışarı çık! Sana pis ayaklarla eve gitmeyeceksin demedim mi? Ne laf dinlemez çocuksun” yerine

“Ben Dili” mesajı şöyledir:
“Evi yeni silmiştim, çamurlu ayakkabılarla girdiğin zaman ( davranış ) tekrar silmem gerekiyor ( etki ). Bayağı sinirleniyorum ( duygu ) hem de yoruluyorum ( etki )

Anne Sütünü Çoğaltmak İçin Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:
Rezene, Havuç, Süt otu, Sahlep, Pırasa, Bal

Hazırlanış Şekli:

Rezene bitkisi kurutularak toz haline getirilir. Sıcak suda on dakika kaynatıldıktan sonra tülbentle süzülür. Elde edilen sıvıdan, günde üç su bardağı yemekten sonra içilir.
Rendelenmiş havuç, süt otu ile birlikte yirmi dakika süreyle suda kaynatılır, sıkılarak elde edilen posaya, lapa kıvamına gelinceye kadar sahlep tozu ilave edilerek bal ile karıştırılır. Hazırlanan lapadan, yemeklerden önce bir veya iki çorba kaşığı yenir.
Pırasa tohumları sert bir zeminde dövülerek ezilir. Ezilen karışıma, sahlep tozu ilave edilerek, macun kıvamına gelinceye kadar bal ile yoğrulur. Hazırlanan ma­cundan, yemeklerden önce birer kaşık yenir.

Yoğurt Çorbası:

2 su bardağı suyu kaynatın. Su kaynayınca içine 1 çorba kaşığı bulgur ya da pirinç atın. Bu arada ayrı bir kapta 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 yumurta (eğer bebeğiniz 6 aydan küçükse yumurtasız hazırlayabilirsiniz) ve bir dolu tatlı kaşığı unu karıştırın. Bulgur piştikten sonra karışımın üzerine yavaş yavaş kaynar sudan ilave edin.Bu arada kesilmeyi önlemek için sürekli karıştırın
.Sulandırdığınız karışımı tencereye boşaltıp kaynayana kadar karıştırın. Kaynadıktan hemen sonra ateşten alın. Üzerine kuru nane ve 2 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin. Yaklaşık olarak 2 ya da 3 bebek porsiyonudur

Sebze Püresi:

1 havuç, 1 orta boy patates, bir miktar kabak, bir çorba kaşığı bulgur düdüklü tencereye konur. Yarım bardak su ilave edilir. Yaklaşık 10 dakika pişirilir. Sebzelerin vitamin değerlerinin kaybolmaması için düdüklü tencerede pişirin. Pişen sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Bebeğiniz katı gıdaya yeni başlıyor olsa bile belenderdan geçirmeyin. Bu şekilde bebeğiniz taneli gıdaya daha çabuk alışır.

Sebze püresini plastik bardaklara porsiyonlar halinde doldurup derin dondurucuda 6 hafta saklayabilirsiniz. Bebeğinize yedirmeden önce 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz. Tuz eklemeyin. Sebze püresini mevsim sebzelerinden hazırlayabilirsiniz. Kabak yerine taze fasulye, brokoli, domates gibi sebzeler koyabilirsiniz.

Yoğurtlu Sebze Çorbası:

Bebekler genelde yoğurt tadını çok severler. Onlara sebzeyi bu şekilde yedirebilirsiniz. 1 küçük boy patates, yarım kabak, 2-3 sap maydanoz veya ıspanak, 1 tatlı kaşığı pirinç düdüklü tencerede çok az su ile pişirilir. Ayrı bir yerde 1 kepçe yoğurt, 1 tatlı kaşığı un, yarım yumurta ( 6 aydan küçük bebek için yumurta ilave etmeyiniz) karıştırılır. Karışıma kaynar sebze suyu ilave edilerek karıştırılır. Sulandırılmış karışım diğer sebzelere eklenerek kaynatılır. Çorba koyulaşınca ateşten alınır. Üzerine istenirse kuru nane eklenir. 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile servis edilir.

Pirinçli Mercimek Çorbası:

Bebeğiniz mercimek çorbasını sevmiyorsa bu çorbayla ona kurubaklagil yedirmiş olursunuz. Küçük bir tencereye 2.5 bardak su , 1 çorba kaşığı kırmızı veya sarı mercimek, 1 çorba kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ederek pişirin. Pişen çorbaya 1 çay kaşığı tuzot ilave edin.

Mercimek Çorbası:
1 küçük boy havuç, 1 orta boy patates, 2 yemek kaşığı kırmızı mercimek, yarım küçük boy soğan, 2 bardak su ile pişirilir. Patates ve havucu rendeleyiniz. Çorba piştikten sonra tel süzgeçten geçirip 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ediniz.

Bezelye Çorbası:
2 yemek kaşığı bezelye, yarım küçük boy patates, yarım küçük boy soğan, 7-8 sap maydanozu düdüklüde çok az suyla pişirin. Pişen sebzeyi tel süzgeçten geçirin. 200cc süt ile 1 tatlı kaşığı un ile karıştırarak pişirin. Sos koyulaşınca süzgeçten geçirdiğiniz sebzeleri ilave edin. En son sızma zeytintağını ilave edin.

Düğün Çorbası:
1 küçük havuç, yarım küçük boy soğan, 5-6 sap maydanoz düdüklüde pişirin. 1 tatlı kaşığı unu yumurta ile çırpın. Haşlanmış sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Süzgeçten geçirilmiş sebze ve sebze suyunu yumurta ile un karışımına yavaş yavaş ilave edin. En son haşlanmış ve küçük küçük didiklenmiş tavuk etini de ilave ederek kaynatın. Çorba koyulaşınca ateşten alın ve 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin.

Sütlü Tavuk Çorbası:
Bir çorba kaşığı kadar tavuğu bir küçük boy havuçla düdüklüde pişirin. Pişen tavuğu didikleyin. Havucu iyice ezin. Ayrı bir yerde 50cc süt ile 1 tatlı kaşığı unu pişirin. İçine 1.5 çay bardağı tavuk suyunu ezilmiş havucu ve tavuğu ilave edin. Kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin.

Tarhana Çorbası:
1 su bardağı su ile 1 çorba kaşığı tarhanayı karıştırarak pişirin. Çorba piştikten sonra 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave edin. Çorbaya bir kibrit kutusu ezilmiş beyaz peynir veya bir çorba kaşığı iyice pişirilmiş ve ufaltılmış kıyma da ekleyebilirsiniz.

Ezogelin Çorbası:
1 çorba kaşığı kırmızı mercimek, 1 tatlı kaşığı pirinç, 1 tatlı kaşığı bulgur, yarım küçük doğranmış soğan, yarım rendelenmiş havuç, 1 tatlı kaşığı un 2 bardak su ile pişirilir. Su kaynadığında 1 tatlı kaşığı salça ve sızma zeytinyağı ilave edilir. Çorba piştikten sonra üzerine kuru nane ilave edilir. İsteğe göre çok az tuz ve karabiber ekleyebilirsiniz.

Patates Çorbası:
1 küçük boy patatesi haşlayın ve iyice ezin. Bu arada 2 bardak suyu 1 tatlı kaşığı salça ile kaynatın. Çok az tuz ve karabiber ekleyin. Kaynamış salçalı suyu ezdiğiniz patatese yavaş yavaş ilave edin. 3-4 dakika daha pişirin. Üzerine 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ile kuru nane ilave edin.

Kıymalı Şehriye Çorbası:
1 çorba kaşığı kıymayı kısık ateşte kavurun. Topak olmamasına dikkat edin. Kıyma kavrulduktan sonra içine küçük küçük doğranmış 1 adet tatlı sivri biber, yarım domates, 4-5 sap maydanoz ilave edip biraz kavurun. Domatesler suyunu çekince 1 tatlı kaşığı salça ilave edin. Salçayı ilave eder etmez 2 su bardağı su ekleyin. Su kaynayınca 1 çorba kaşığı arpa şehriyeyi ilave edin. Yumurta, biraz limon, 1 çay kaşığı unu karıştırın. Şehriye pişince yumurtalı karışıma kaynar sudan biraz ilave edin. Ilıştırdığınız yumurtalı karışımı çorbaya ilave edin bir taşım kaynadıktan sonra altını kapatın.

Yeşil Mercimek Çorbası:

3 çorba kaşığı yeşil mercimek, yarım küçük ince doğranmış soğan ve 1 tatlı kaşığı un ve çok az sızma zeytinyağı 2.5 su bardağı su ile pişirin. Mercimekler piştiğinde 2 çorba kaşığı arpa şehriye veya erişteyi ilave edin. Şehriyeler pişince çorbayı ateşten alın üzerine kuru nane serpin.

ocuklarin dengeli yetismesinde oyun, oldukca ehemmiyetli bir unsurdur.
Hatta diyebiliriz ki; olculerimiz icinde her oyun, cocugun hissî, ruhî ve fikrî gelismesinde önemli bir etkendir.
Oyun cesitlerine gore bazilari, cocugun melekelerini gelistirerek, onu ilerideki hayata hazirlar. Bazilari, onun dusunce ve kabiliyetini artirir.”
Cocuklarin karakter ve kisilik gelisimlerine oynadiklari oyunlarin ne gibi etkileri vardir?
Çocuklarin tercih ettikleri oyunlarda, ic âlemlerine ve beklentilerine dâir nasil ipuclari vardir?
Oyunun, cocuklarin lisan ve zihnî gelisimlerine etkileri…
Cocuklar, yasadiklari onemli hâdiseleri, oyunlariyla nasil yansitmaktadir?
Cocuklar icin oyun ne zaman zararlidir?
Hayatinin herhangi bir doneminde oyun oynamamis kimse yok gibidir. Her insanin hayatinda gecmiste oynadigi oyunlarin onemli bir yeri vardir. Acaba cogumuzun ‘oyun’ deyip gectigi bu faaliyetlerin cocuklarimiza faydalari nelerdir? Anne-babalar cocuklari ile neden oyun oynamalidir? Oyun oynayancocuklarin karakter ve kisilik gelisimlerinde ne gibi muspet tesirler
olusmaktadir? Anne-babalar oyun araciligi ile cocugun psikolojik durumuna katkida bulunabilirler mi? Bu sorulari bircok anne-baba kendi kendine sormaktadir. Bu sorularin cevaplari, basit gorunen bu faaliyetin aslinda ne kadar onemli oldugunu anlamamiza yardimci olacaktir. Suuraltina tesir eden her hâdise gibi, oyunun da, insanin hem psikolojik durumuna, hem de kisilik gelisimine tesiri vardir. Oyun dendigi zaman hemen cocuklar akla gelir.
Cocukluk doneminde yogun olarak yapilan bu faaliyet, cocugun zihnî ve gelisimi acisindan vazgecilmez unsurlardan biridir.

Turk Dil Kurumu Sozlugu’nde oyun, “vakit gecirmeye yarayan ve belli kurallari olan eglence” olarak tarif edilmistir. Tarih boyunca degisik sekillerde bircok oyun ortaya cikmistir. Bizim tarihimizde gunumuze kadar ulasmis kosu, gures, binicilik, okculuk, cirit, korebe, saklambac gibi spor ve oyunlar vardir. Oyundaki esas maksat, eldeki malzeme ile veya konusarak farkli bir kurgu olusturup bir cesit tekrar etme, tecrube ve eglenme ortami olusturmaktir. Oyun esnasinda cocuklar insanlari ve hayvanlari taklit ederek duygu ve dusuncelerini anlatirlar. Bu sekilde cocuklar, kurallarini kendilerinin belirledikleri ve tesirinde kaldiklari gunluk hâdiseleri tekrar yasamaya calistiklari emniyetli bir ortam olustururlar. Oyunun, cocugun
kendine hâkimiyet sagladigi bir alan olma ozelligi de vardir.

Hayatin ilk gunlerinden itibaren dis dunyayi tanimaya calisan cocuklarin, zihnî ve bedenî gelisimi oyun ile desteklenir. Yeni konusmaya baslayan ve dis dunyayi taniyan cocugun oynadigi “cee oyunu” ayrilik ve tekrar kavusmayi temsil eden bir ozellik tasir. Cocugun yasi ve kabiliyetleri arttikca, oyunun sekli ve muhtevasi da degisir. Daha basit ve taklide dayali
olanlarin yerini zamanla daha karmasik ve zihnî gayret gerektiren oyunlar alir. Bu tur faaliyetlerin cocugun lisanina ve pratige donusmus kabiliyetlerine olumlu katkisi soz konusudur. Lisan gelisimi ile, sosyal, motor ve zihnî gelisme, yeterince oyun oynayan cocuklarda daha hizli olmaktadir. Cocuklarda oyun ortaminda, yeni tecrubeleri yasama, farkli
tecrubelere altyapi hazirlama, yeni kabiliyetler kazanma ve gelismeye ait kazandigi ozellikleri uygulama soz konusudur. Ogrenilen bilgilerin kullanildigi, kabiliyetlerin sergilendigi, yeni tecrubelerin kazanildigi, diyaloglarin pekistigi ve hislerin ifade edildigi oyunlar son derece
yararlidir.

Cocuklar yasadiklari onemli olaylari oyunlarinda, konusmalarinda ve davranislarinda dis dunyaya yansitirlar. Bu acidan bakildiginda bu faaliyet sirasinda cocugun ortaya koydugu konularin onun ic dunyasini yansitmasi acisindan onemi vardir. Örnek olarak; anne-babasindan siddet goren veya medyada siddete sahit olan cocuklarda, kendi oyuncaklarina ve arkadaslarina karsi siddet uygulama temayulu vardir. Cocuklar cevrelerinden aldiklari
negatif mesajlari, oyunda arkadaslarina ve oyuncaklarina yansitabilirler. Bu acidan cocugu ve icinde bulundugu atmosferi tanimada oyun onemli bir unsurdur.

Menfî veya muspet yasanan hâdiseler, cocugun tesiri altinda kaldigi psikolojik durumlar ve suuralti muktesebat (birikimler), oyunda sergilenir. Cocugun stresi, ic dunyasindaki catismalari, korkulari ve kaygilari cesitli oyunlarla tedâvi edilebilir. Cocugun yasadigi sikintili hâdiselerin tesirinden kurtulmasi icin oyun bir rahatlama sahasi olabilir. Psikolojik travma geciren cocuklarda bu konuda yetismis uzmanlar tarafindan uygulanan oyun terapisi yararli olabilir. Bu maksatla kurulmus enstituler ve milletler arasi yayin yapan dergiler vardir.

Oyunun cocuga diger onemli bir katkisi da, onun sosyal gelismesine yarar saglamasidir. Bilhassa arkadaslik ve sosyal munasebetlerinin pekismesinde, yeni arkadasliklarin kazanilmasinda oyun esnasinda yapilanlarin ve yasanilanlarin onemli tesiri vardir. Aile icinde buyuyen cocuklar akranlariyla oyun sayesinde kurduklari baglar vesilesiyle sosyal bir varlik
olma yolunda ilerlerler. Oyun arkadasligi bircok cocugun hayatinda onemli bir unsurdur. Cocuk, hic tanimadigi cocuklarla oyun esnasinda tanisarak onlarla arkadasligini devam ettirebilir. Ayni zamanda oyun esnasinda arkadasini tanima, onun sevdigi ve sevmedigi ozelliklerini ogrenme gerceklesir. Sosyal gelisimin olumlu olmasi acisindan yasa uygun oyunlarin ve oyun arkadasliklarinin da desteklenmesi gerekir.

Oyun, cocugun kendi kisiligini ortaya koymasinda ve bazi olumlu ozellikleri kazanmasinda da yararlidir. Ozellikle dogru davranislarin pekismesi oyun vasitasiyla daha kolay saglanabilir. Olumlu karakter ozellikleri, uygun oyun ortaminda artar ve pekisir. Oyuna uyum saglayamayan yani benmerkezci, tek tarafli bakis acisi olan, kurallara uyma zorlugu yasayan, aceleci ve
sabirsiz cocuklar oyundan dislanabilir. Dolayisiyla cocugun oyuna kabul edilmesi, olumsuz kisilik ozelliklerini azaltmasiyla olur. Bircok cocuk oyun vesilesiyle empati yapmayi, baskalarina saygi gostermeyi, karsilikli diyaloglarda kendi sorumlulugunu fark etmeyi, sabirli olmayi, kurallara uymayi, stresle bas etmeyi, problem cozmeyi ve liderlik ozelliklerini
pekistirmeyi ogrenerek karakter ve kisilik gelisimini olumlu yonde pekistirir. Oyundan dislanma cocuk icin psikolojik acidan travmatik olabilir. Surekli olursa, cocuktaki mutsuzlugu artirir. Bu cocuklar, yasitlarina karsi daha saldirgan olabilir. Bu sebeple oyundan surekli
dislanan cocuklarin varsa sorunlarini cozmelerine yardimci olmak anne-babalarin ve egitimcilerin onemli gorevlerindendir.

Anne-babalarin, dede ve ninelerin cocuklar ile oyun oynayarak aralarindaki iletisimi kuvvetlendirmeleri tavsiye edilir. Cocugun yasina gore ayarlanacak bu faaliyetler anne-baba ile cocugun diyalogunun pekismesine vesile olur. Boylece anne-baba cocugunu daha iyi tanir. Maalesef gunumuzde anne-babalar cocuklarina yeterli miktarda zaman ayirmamakta ve birlikte yapilacak oyun faaliyetlerinin yerini tv karsisinda gecirilen bos vakitler almaktadir. Yapilan arastirmalar cocuklarin gunde dort-bes saat tv seyrettigini ortaya koymustur. Bu acidan
bakildiginda, sadece gormeye ve isitmeye ait uyaranlarin oldugu, cocugun sosyal olarak ve lisan kullanimi acisindan kendini ortaya koyamadigi tv seyretme surelerinin kisaltilmasi gerekir. Acaba hangi cocuk tv seyretmeyi kaliteli bir oyuna tercih eder? Buyuk bir hakikat olarak bilinmeli ki, cocuklarimizin bircogu ugrasacak mesguliyet bulamadiklari veya yeterince
oyuna yonlenemedikleri icin tv ve bilgisayari tercih etmektedir. Ozellikle sehirde yasayan ailelerin tv ve bilgisayar karsisinda gecirilen zamanlari azaltarak oyun oynama zamanlarini artirmasi yararli olur.

Son zamanlarda hizla cogalan internet kafe ve oyun salonlari cogunlugu itibariyle sigara dumani, uygun olmayan oyun tipleri ve internet kullanimiyla cocuklarimiz ve genclerimiz acisindan menfi tesir olusturmaktadir. Anne-baba ve egitimcilerin cocuklarin oyun oynama
ihtiyacini uygun ortamlarda karsilamalari, bu turlu bir egilimi azaltacaktir.

Enerjinin disari atilmasinda ve fizikî gelismede oyunun yeri buyuktur. Ozellikle hareketli ve enerjik cocuklarin oyun ortaminda rahatladiklari gorulur. Fizikî egzersizler esnasinda buyume hormonu daha fazla salgilanir. Buyume ve kemik gelismesinde, oyundaki egzersizlerin faydasi vardir. Cocuktaki hantalligin azalmasi, ince ve kaba motor gelismesinin saglanmasi
icin, fizikî aktivitenin ve bu sekildeki oyunlarin tesviki gerekir.

Oyundaki sekil ve muhtevanin cocugun yas ve cinsiyetine uygun olmasi gerekir. kavramlarin cok oldugu, daha fazla teferruat ihtiva eden ve uzun suren oyunlar kucuk yastakiler icin sikici gelebilir. Taklide dayali oyunlar, okul oncesi donemde, zihinde canlandirilmaya musait oldugundan, cocuklarin dusunce yapisinda sikca yer alir. Oyun icinde cocuklarin kendi
cinsiyetlerine ait ozellikleri sergilemesi de yararlidir. Zor, asiri egzersiz gerektiren oyunlar, kiz cocuklari için uygun olmayabilir. Siddete egilimi artiran, degerlerle catisan, fizikî olarak zarar verebilecek, psikolojik acidan karakter ve kisilik gelisimine olumsuz tesirde bulunacak oyunlar cocuklar icin uygun degildir. Ayrica son zamanlarda kucuk cocuklarin dahi oynama egilimi gosterdigi sans oyunlari, cocuklarimizin kumar aliskanligina sebebiyet verebilir. Bu oyunlar, cocuklara giderek daha câzip gorunmektedir. Risk alma, kazanma ve kaybetme
duygulari, daha uygun oyunlarla telâfi edilerek cocuklarin sans oyunlarina yonelmeleri engellenmelidir. Yasaklamadan once, bu turlu oyunlarin nelere sebebiyet verecegi cocuklarla konusulmalidir. Bu oyunlara dâir cocuklara hicbir aciklama yapmadan sadece onlari kotulemek yeterli degildir.

Egitim ve ogretim acisindan oyunun degerlendirilmesi de faydalidir. Yasa uygun bilgilerin, oyun ile verilebilecegi unutulmamalidir. Ancak oyun icerisinde cok bilgi verme gâyesi olursa, bu, oyunu cocuklar icin oldukca sikici hâle getirebilir. Dikkat suresi, plânlama, organize etme, hafiza egitimi, dogru karar verme gibi kabiliyetleri, oyun araciligiyla pekistirilebilir.

“Oyun ne zaman zararlidir?” sorusu da onemlidir. Oyun eger cocugun gorev ve sorumluluklarini aksatacak kadar uzun zaman aliyor, zihnî ve bedenî gelismesine katkisi bulunmuyor ve cocuga zarar verecek mesajlar ihtiva ediyorsa, zararlidir. Ayni zamanda cocugun yasina ve cinsiyetine uygun olmayan oyunlar hususunda da dikkatli olunmalidir. Son zamanlarda, cocuklar arasinda moda olan oyunlarda siddet unsurlarinin fazla kullanildigi,
oyundaki gâyenin eglenmek veya vakit gecirmek yerine karsidakine zarar vermek oldugu gorulmektedir.

Cocuklarin ortaya koydugu bu faaliyet, anne-baba ve egitimciler tarafindan onlarin dunyasini kesfetmek, gelismelerine katki saglamak, kabiliyetlerini gelistirmek, yeni bilgiler kazanmalarini saglamak icin yararlanabilecekleri edilebilecek onemli bir aractir. Ancak,
“oyun ve oyuncak ortaya koydugumuz genel prensiplerle katiyen catismamali ve mutlaka cocugun dusunce ve his dunyasini kucaklayici ve yukseltici önemde olmalidir.

Bir çok anne çocuğu ishalse ilk yapması gereken şeyleri bilir. Ama yinede yeni anne olmuş veya bu problemle daha önce karşılaşmamış olanlar için ben tekrar yazmak istiyorum. İlk yapmanız gereken bol su içirmek bu değişmez bir kuraldır çünkü ishal olan çocuğun vücudu su kaybeder ve bu kaybı dengelememiz gerekir. İkinci olarak yağlı ürünlerden kaçınmalıyız, yoğurt, yagsız pirinç lapası ve kumpir. Özellikle kumpir yazıyorum çünkü haşladığımız zaman patatesler çatlayıp içlerine su alabilir, bunu engellemek için patatesleri yıkayıp fırında pişirmek daha sağlıklı, kızım doğduğunda gittiğim doktor bu bilgileri vermişti. Ama bunlara rağmen ishal geçmiyor ve ishale ateş, kusma ve ağrılarda ekleniyorsa zaman kaybetmeden doktora gitmenizi tavsiye ederim.

Merhaba bu gün size birçok annenin sorunu olan uykusuz çocuklarla başa çıkmanın birkaç yolunu söylemek istiyorum. Çünkü benim doğduğundan beri uykuyu sevmeyen ve enerjisi bir türlü bitmeyen bir kızım var. Bütün gün gözünüzün önünde hoplayan, zıplayan, koşan, bağıran sizin üstünüze atlayan bir çocukla geçirdiğiniz bir günden sonra akşam olup ta uyku saati gelse diye bakarsınız ama onun hiç uyumaya niyeti yoktur ve saat geç olmasına rağmen sabahki enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş gibidir. Bu durumlarda size tavsiyem önce ılık bir duş ardından karnını doyurun ve ona bir bardak bitki çayı içirin. Özellikle gül yaprağı, rezene ve papatya öneririm. Bunları poşet çay yerine aktarlardan alıp kendiniz demlerseniz daha faydalı.( bitki çaylarını kaynatmadan sadece üzerlerine kaynar su dökerek 10 dakika demlendikten sonra içirin asla kaynatmayın.) bu yazdıklarımı denemenizi tavsiye ederim çünkü hepsi denenmiştir, başa gelen bilir.